KÜLKEDİSİNİ ARARKEN / IN SEARCH OF CINDERALLA
“On kerre demedim mi” diyerek perde gerisinden,
Geliyor uğursuzun sesi yine derinden.
“Ne bu hâlin” deme yersin sağdan tokadı,
Dinle kerata başıma gelen masalı.
Mangiz uçlanacaktık bulunca kedinin küllüsünü,
Ama değmedi bozduğumuza pantolon ütüsünü.
Bir heves çıktım yola sabah ezanla,
Kayıp külkedisini tez bulmaya.
Sordum her çeşme başında bir taklide,
Rast geldikçe kürde, laza, çerkese.
Kaptırmamla Bezirgana tütün kesemi,
Kesti yolumu, boğdu lafa Beberuhi.
Türk’ten kaçtım koştum Galata’ya,
Pera’dan çıkmış, binmiş kayıklara
“Al dedim” kayıkçı şu kuruşları,
Yetiş karşıya, yakalayalım şu kızı.
Üsküdar’da çok hamam bulunur,
Mahallenin kızları Çelebi’den sorulur.
“Beyim, gördünüz mü buralarda
Ayağında şöyle topuklu kundura
Bir entari ki çekmiş üstüne
Sanki gökte alâimü's-semâ”
Bir çalımla geldi, “gördüm” dedi,
“Şuradaki hamamdadır, sorunuz Şallı Natır’a”.
Çıktım hamam damına ürküttüm martıları,
Şu Holden herifinin nerede kuklaları?
Bir patırtı koptu uçuştu yıldızlar,
Düşmüşüm hamama kırılmış camlar.
Çok geçmedi duyuldu naraları,
Külhan beyleri bırakmaz karıları.
Yakaladım entarisinden kaçırdım,
Bir araba çevirdim, içine yatırdım.
“Çek arabacı Sirkeci Gar’ına,
Bu kızın sahibi bekliyor kapıda.
Sen bakma endamına, yalandır,
Kanlı canlı durur ama aslı kukladır.”
Geçerken köprüden olanlar oldu,
Sanki yer yarıldı da zaman durdu.
Gitti prenses geldi yerine bir daye,
Ne al yanak kaldı ne parlak elbise.
Baktım tekerlek de geçmiş kafama,
Bindiğimiz araba dönünce kabağa.
Dedi “Pulsuz bir fakirim ben, tacım yok
Ancak iplerim oynadıkça karnım tok”.
Döndüm mahalleye ellerim boş,
Sen suallerine başlama nahoş,
Gör Hacivat attığın kazığı,
Yalan oldu yine garbın masalı.
*Nazlı, 2020*
Inspired by Thomas Holden and his Cinderella

No comments:
Post a Comment