Sunday, 15 September 2024

 


Köylüler Evlerine Neden Kamera Taktırdı?

Hayatın Olağan Akışına Aykırı Bir Karagöz Oyunu

Kaynak: W. Hoenerbach

Bahçe Oyunu 

Karagöz ve Çelebi bir bahçeye ortaktırlar. Çelebi toprağı işlemesi için iki işçi tutar. Karagözle pazarlık yaparlar ama Karagöz paralarını ödemeyi reddeder çünkü yaptıkları işi beğenmez. “Ağaçlar meyve verdikten sonra paranızı vereceğim” deyince kavga çıkar. İşçilerden biri gider. 

Çelebi ağaçları birilerine diktirir. Karagöz ile bahçeye bir korucu tutmak isterler. Bir Bedevi mi olsun bir şehirli mi? Çelebi, Bedevi olsun der. Bedevi gelir. 

Çelebi gittiği zaman Karagöz Bedevi ile sohbet eder. Bedevinin on kızı on dört oğlu develeri koyunları inekleri eşekleri vardır. Karagöz ona parasını ödemek yerine güreş tutalım der. Bedevi, parasını ancak güreşi kazanırsa alacaktır. 

Bedevi güreşirken kazara ölür. Karagöz kaçar. Çelebi gelir ve cesedi görür. Cesedi Karagöz’ün kapısının önüne sürükler. 

Karagöz kapısının önünde cesedi görür, Çelebi’nin evinin önüne sürükler. 

Karagöz ve Çelebi yüzleşirler. Evlerinin aralarını ölçerler. Cesedi tam ortaya koyarlar. 

Baba Himmet gelir, herkesi döver. 

Çeviri: Nazlı M. Ümit & Ragıp Muhammed 

(Uyarlayan: Nazlı M. Ümit) 

Sunday, 16 June 2024


A Journal for TAHMİS 


Göstermelik

(An introductory picture, or a screen ornament displayed before the prologue in Karagöz plays)

Design: Unknown artist

Adapted and made by Nazlı M. Ümit for Tahmis, 2024.


“Ayyâş-ı zemân ebniye-i keyfi ne bilsün 

Afyon ile kahveyle olur keyfün esâsı

Ahşam u sabâh keyfe uyup iki eliyle

Tiryâkilerün tutduğı kahveyle gıdâsı” 

(İbrahim Tırsî, -/ 1766)

“John Covel, an English clergyman traveling near Izmir in 1670, remarked about "an old Coffe man there, who was an Afionje or Ophionje [Turkish: afyoncu], a great eater of Opium." What Covel saw was by no means an isolated coincidence. Katib Çelebi  tells us, "Drug addicts in particular, finding [coffee] a life giving thing, which increases their pleasure, were willing  to die for a cup”. Drug consumption became one of the activities prac ticed in the coffeehouse. "The kahwagee," Lane tells us, "also keeps two or three narghiles [water pipes] or shee shehs, and gozes, which latter are used for smoking tumbak [pressed tobacco] ... and hasheesh." Russell describes the use of "sheera" or "bing," which is apparently the leaves of hemp processed into the shape of small lozenges, mixed with tobacco, and used in the nargile.” Ralph Hattox



Tahmishane

Designed and made by Nazlı M. Ümit for the Karagöz play 'Tahmis'

“It appeared that the administration realized the futility of prohibitions; they had failed to put an end to coffeehouses and the public’s penchant for coffee. Moreover, as there was no tax on coffee entering the country in various ways, the prohibitions caused the state to suffer serious losses. Attempting to disincline the public from  coffee consumption by laying heavy taxes as a last resort, the state recognized the serious income derived from these taxes and thus imposed new ones. Hence, coffee sales were monopolized and the “tahmishanes,” namely the establishments where coffee was roasted and ground, were regulated. A “Tahmishane Eminliği” (Superintendence of Coffee Roasting and Grinding) was established to run coffee trade within the scope of laws and regulations” Beşir Ayvazoğlu 

“The first tahmishane in Istanbul was established in Tahtakale, in the region called Tahmis Street today, in the 1590s. In the 18th and 19th centuries, the tahmishane, whose number expanded to two throughout time and was offered to the residents of the Ottoman city, brewed approximately 550-650 tons of coffee annually. Coffee beans coming from Yemen was the main raw material in the tahmishane until the end of the 18th century, later the Frankish coffee entered the industry.” Eşref Temel



Friday, 5 May 2023


Karagöz'de Yahudi’nin Şarkısı “Andalavizo”

Karagöz oyunlarında ses ve müzik önemli bir yer tutar. Başlangıcından sonuna kadar her bölümü ile kendi içinde bir uyumu olan Karagöz oyunlarına eklenen müziğin; oyunun konusu, tipler ve genel tempo ile uyumlu olması beklenir. Yüzyıllar içerisinde Karagöz ustaları, oyunlardaki tiplere özgün şarkılar yazdıkları gibi var olan müzik dağarcığından da örnekler alıp (semailer, türküler, kantolar vb.) bunların o tiplerle özdeşleşmesini sağlamışlardır.  Ancak, Alpay Ekler’in de vurguladığı, Karagöz oyunları birer müzik dinletisi değildir. Perdeye gelen tipin şarkısı, o tipin tavır ve dil özelliklerini barındırmalıdır çünkü şarkı kimin geldiğinin ve biraz sonra neler olacağının habercisidir. 


Türk tiyatrosu ve güldürü geleneğinde Yahudi tipinin farklı şarkıları vardır. Karagöz söz konusu olduğunda da bunlardan en çok bilineni ve icra edileni Balat Kapısından Girdim İçeri’dir. Aşağıdaki bağlantıdan  dinleyeceğiniz şarkı ise Yunan Karagiozis oyunlarında Yahudi tipinin söylediği bir şarkının iki farklı türünü içermektedir. Peki bu şarkının Karagöz ile ne gibi bir bağlantısı vardır? 

https://youtu.be/IlIDX41oP1Y

On dokuzuncu yüzyıl matbu Karagöz oyunlarından örnekler içeren Letaif-i Hayal dizisinde yer alan iki oyunda Yahudi tipinin şarkısından şöyle satırlar yer alır: 

Andale vizo andale vizo

Nenu nenu nane kavizo


Ayrıca Salıncak Oyunu’nun bir çeşitlemesinde, Yahudu’nin düşüp ölmesi (ölü numarası yapması) sonrasında onu tabuta koyup götürmeye gelen Yahudiler hep bir ağızdan “Anda la vizo, anda la vizo anda la vizo, imero nane kavizo” derler.

Gerek Yunan Karagiozis oyunlarındaki Yahudi şarkısında gerekse Letaif-i Hayal’de yer alan şarkıda Ladino (Yahudi İspanyolcası-Judezmo) dilinde sözcükler bulunmasına rağmen çoğunun anlamsız ifadeler olduğu görülür. Ladino dilinde bilinen bir şarkının bozulmuş hâli olabilir ya da doğrudan Ladino dilinde şarkıları taklit niteliği taşıyor da olabilir. Şarkı sözlerinde geçen “andale vizo” ifadesi ile ilgili ise Selami İzzet Sedes’in önemli bir notu bulunmaktadır. Sedes’in kaleme aldığı bir köşe yazısı, söz konusu ifadenin ortaya çıkışını şöyle anlatır: 

“Andalavizo! Evvel zaman içinde bilmem hangi padişah devrinde, halk arasında Yahudi düşmanlığı başgöstermiş. Yollarda, kıyıda köşede, biri eline bir Yahudi geçirdi mi, basarmış dayağı. Bu hal git gide, Yahudilere eza, cefa mahiyetini almış. Nihayet saray harekete gelmiş. Duvarlara: “Müslümanlar! Yahudilere ilişmeyiniz” yollu ilânlar yapıştırılmış. Bundan sonra, Yahudiler rahat bir nefes almışlar. Yolda, bir Yahudi’nin karşısına bir Müslüman çıktı mıydı, Yahudi derhal, duvardaki ilânı gösterirmiş! “Andalavizo!” Yani “ilâna bak” dermiş. 

Yahudi Mahallesi, De Amicis Edmondo - 1883

Bazı Karagöz oyunlarında Yahudi’nin Karagöz’ü kızdırması, Karagöz’ün de onu dövmek ile tehdit etmesi ancak elini bile kaldırmamışken Yahudi’nin “eyvah yetişin adam öldürüyorlar” gibi sözlerle yaygara koparması belki bu toplumsal durum ile ilişkilendirilebilir. 

Şarkının Letaif-i Hayal'deki çeşitlemesinin kökenine dair yaptığım araştırmaya yardımları için  David M. Bunis ve Rıfat N. Bali'ye teşekkürler. 

Nazlı M. Ümit (PhD)






Sunday, 2 April 2023



An Ottoman Festival Scene on Karagöz's Stage: Buffoonery on a Jar

Nazlı M. Ümit 

During Ottoman festivities, men called tulumcular were responsible for maintaining order and safety. They used tulum (a bag made of animal skin and full of water) when they had to intervene to prevent chaos. However, they also often acted like they were a part of a pandemonium. Some of them would dress strangely and look like evil spirits. The following “göstermelik” (a kind of stage prop/decorative piece used in Karagöz plays before the performance) depicts the "tulumcular" in both cases: 

Three curcunabaz performing buffoonery

&

Two tulumcu carrying tulums 


Designed and carved by Nazlı M. Ümit, 2022 

Calf skin, 40 cm.

The above-given göstermelik represents the Ottoman festive spirit and curcuna (pandemonium) on a küp (pottery jar) which is a frequently used image and object in Turkish comedy and folklore. The inspiration for the form of this göstermelik was comedy, mime, and phlyax plays portrayed on Ancient Greek vases. 


Sûrname-i Vehbî


Sûrname-i Vehbî


A modern interpretation of the same scene by Şekip Davaz. 

However, the main source for the figures, composition and the narrative was Sûrname-i Vehbî illustrated by Levnî. Sûrname is a title used for imperial festival books and Sûrname-i Vehbî is the manuscript written by Seyyid Vehbi and illustrated by Levnî Çelebi. It is an account of the festival organised in 1720 to commemorate the circumcision of four sons of Sultan Ahmed III. 

Vehbî describes the above given scene as follows:

“Sayeban-ı vekil-i saltanat dervazesi rüfte-i ahdab-ı tulumcıyan kılınıp evvela ol ecinne süretlü, ucube hey'etlü eşhas-ı şetaret-ihtisas curcuna tabir olunur bâzi-i suhre-sazı ile bast-ı büriya-yı inbisat ve daire-i sayebanı za'feranzar-ı hande-i neşat eylediler.” 

Tulumcu men accompanying the parade and court members

Another surviving pictorial narrative of the curcunabaz or tulumcular and their performances is another festival book dating back to the 16th century. The following miniatures depicts the tulumcu and buffoonery scenes from Sûrname-i Hümayun which was written by İntizamî and illustrated by Nakkaş Osman in order to narrate the festival organised in 1842 to commemorate Sultan Murad III’s son Prince Mehmed. The festival took place in the Hippodrome of Constantinople. 





*****************









Tuesday, 26 July 2022


KÜLKEDİSİNİ ARARKEN / IN SEARCH OF CINDERALLA the Marianette 



“On kerre demedim mi” diyerek perde gerisinden,

Geliyor uğursuzun sesi yine derinden.

Ne bu hâlin” deme yersin sağdan tokadı,

Dinle kerata başıma gelen masalı.

Mangiz uçlanacaktık bulunca kedinin küllüsünü,

Ama değmedi bozduğumuza pantolon ütüsünü.

Bir heves çıktım yola sabah ezanla,

Kayıp külkedisini tez bulmaya.

Sordum her çeşme başında bir taklide,

Rast geldikçe kürde, laza, çerkese.

Kaptırmamla Bezirgana tütün kesemi,

Kesti yolumu, boğdu lafa Beberuhi.

Türk’ten kaçtım koştum Galata’ya,

Pera’dan çıkmış, binmiş kayıklara

Al dedim” kayıkçı şu kuruşları,

Yetiş karşıya, yakalayalım şu kızı.

Üsküdar’da çok hamam bulunur,

Mahallenin kızları Çelebi’den sorulur.

Beyim, gördünüz mü buralarda

Ayağında şöyle topuklu kundura

Bir entari ki çekmiş üstüne

Sanki gökte alâimü's-semâ”

Bir çalımla geldi, “gördüm” dedi,

Şuradaki hamamdadır, sorunuz Şallı Natır’a”.

Çıktım hamam damına ürküttüm martıları,

Şu Holden herifinin nerede kuklaları?

Bir patırtı koptu uçuştu yıldızlar,

Düşmüşüm hamama kırılmış camlar.

Çok geçmedi duyuldu naraları,

Külhan beyleri bırakmaz karıları.

Yakaladım entarisinden kaçırdım,

Bir araba çevirdim, içine yatırdım.

Çek arabacı Sirkeci Gar’ına,

Bu kızın sahibi bekliyor kapıda.

Sen bakma endamına, yalandır,

Kanlı canlı durur ama aslı kukladır.”

Geçerken köprüden olanlar oldu,

Sanki yer yarıldı da zaman durdu.

Gitti prenses geldi yerine bir daye,

Ne al yanak kaldı ne parlak elbise.

Baktım tekerlek de geçmiş kafama,

Bindiğimiz araba dönünce kabağa.

Dedi “Pulsuz bir fakirim ben, tacım yok

Ancak iplerim oynadıkça karnım tok”.

Döndüm mahalleye ellerim boş,

Sen suallerine başlama nahoş,

Gör Hacivat attığın kazığı,

Yalan oldu yine garbın masalı.  

*Nazlı, 2020* 

  Inspired by Thomas Holden and his Cinderella 

Friday, 22 July 2022

Molière and Karagöz - Le Théatre de Karagueuz - Molière ve Karagöz


In his writings on Turkish theatre, Ottoman Levantine Adolphe Thalasso narrates how he witnessed Karagöz masters staging their own adaptations of works by Molière. Strolling through the Sublime Porte towards Sultanahmet or during a visit to Princes’ Island, one could hear the lines of Scapin uttered by Hacivat or Karagöz being picked on like La Flèche.  Thalasso found out that Hasan Karagöz initiated adapting Molière's plays in first decades of the 19th century and his texts continued to be used  by his apprentices throughout the century. In other words, Molière was on Turkish stage much before the private theatre companies who are mostly associated with the "western" theatre practices in the second half of the 19th century. 


Sirkeci Theatre presents the three scenes which Thalasso recorded, translated and published in "Molière en Turquie: étude sur le théatre de Karagueuz" (1888).  

https://www.youtube.com/watch?v=qaqpKhGP3YA

Translated, designed and staged by Nazlı M. Ümit @sirkecitheatre

Music by : Ersin Ersavaş https://www.youtube.com/ersinersavas
Johannes Brahms, Hungarian Dance 

Voice-over: Nazım Öney Olcaytu

Text I : L'avare (The Miser) Act I Scene III, La Flèche: Karagöz, Harpagon: Mehmet Ağa

Text II: Tartuffe, Act I Scene IV, Orgon: Mehmet Ağa, Dorine: Karagöz, Cléante: Zeybek, Tartuffe: Hacivat 

Text III: Les Fourberies de Scapin, Act II, Scene XI, Géronte: Mehmet Ağa, Scapin: Hacivat

@nazlimumit
All rights reserved - Tüm hakları saklıdır

  Köylüler Evlerine Neden Kamera Taktırdı? Hayatın Olağan Akışına Aykırı Bir Karagöz Oyunu Kaynak: W. Hoenerbach Bahçe Oyunu  Karagöz ve Çel...